ÇEKİRDEKSİZ KURU ÜZÜMDE MÜDAHALE ALIMI BAŞLIYOR

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz.” dedi.

İzmir Ticaret Borsası’nda (İTB) sezonun ilk çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirinin borsaya getirilmesi nedeniyle düzenlenen sembolik açık artırma törenine katılan Pakdemirli, konuşmasında orman yangınlarına değindi.

Temmuz 2018’de son 140 yılın en sıcak temmuz ayının yaşandığını hatırlatan Pakdemirli, iklimlerin çok hızlı değiştiğini söyledi.

Dünya genelindeki orman yangınlarında çok ciddi alanların kül olduğunu, bazı yangınların da devam ettiğini ifade eden Pakdemirli, şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de durum nasıl, yeterli mi? Bunu en güzel uluslararası kuruluşların açıkladığı istatistikler cevaplar. 1979’da bin 400, geçen yıl ise 2 bin 100 yangınımız çıkmış. 1990’da her çıkan yangında ortalama 8 hektar alan yok oluyormuş. 2018 ortalamamız 2,5 hektar. 2023 hedefimiz ise 2 hektar. Geçen sene 18 dakika olan yangına ilk müdahale süresini bu yıl 12 dakikaya indirdik. Bu bir dünya rekorudur. Teşkilatımızın gayretli çalışmalarıyla bunu 10 dakikaya çekmek istiyoruz.”

Türkiye’nin yangınla mücadelede lider durumda olduğunu, söndürme filosuna yeni uçak ve helikopter kazandırmak için çalışmaların devam ettiğini bildiren Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Orman yangınlarıyla ilgili PKK’nın parmağı olduğu zaten konuşuluyordu, bir üstlenme de oldu. Bu konuyu değerlendirmek kolluk kuvvetlerinin işi ama orman yangınlarını üstlenen bir PKK var. Ağacı ve orman yangınlarını konuşurken ne yazık ki ağır eleştirildiğimizi söyleyeceğim. Bu kadar ağır eleştiri altındayken, İzmir ve Türkiye genelindeki siyasetçilerimizin bizi ‘yetersiz müdahale’ ile eleştirirken, yangınları üstlenen PKK’ya bir laf söylemelerini, lanetlemelerini bekliyorduk ama olmadı. Herhalde bundan sonra olacaktır.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e ağaç konusundaki hassasiyeti için teşekkür ettiğini aktaran Pakdemirli, “9 Eylül’de bir konser düzenlenecekmiş. Tahmin ediyorum, bu 9 Eylül konserinde yayınlayacakları deklerasyonla PKK’yı da lanetler diye bekliyorum.” dedi.

“EN KISA ZAMANDA ALIMLARA BAŞLIYORUZ”

Konuşmasında İzmir’in tarımsal faaliyetler anlamında önde gelen iller arasında yer aldığına işaret eden Pakdemirli, dünyada hem üretimde hem ihracatta lider konumdaki ürünlerde fiyat belirleyici olmak gerektiğini söyledi.

Bu yıl 4,2 milyon ton yaş üzüm 305 bin ton da kuru üzüm üretimi beklendiğini vurgulayan Pakdemirli, yaş incirde de 329 bin ton üretim beklendiğini dile getirdi.

Manisa Ticaret Borsasında yaptıkları toplantıda “çekirdeksiz kuru üzüm fiyatının 10 liranın altına düşmesi halinde TMO olarak müdahale edeceklerini” söylediğini anımsatan Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Geçen sürede bakanlık ve TMO olarak piyasayı dikkatle takip ettik. Her ne kadar borsada alım fiyatları 10 lira civarında seyretse de üretim olan ilçelerde çiftçimizin daha düşük fiyatlardan satış yaptığına şahit olduk. Bizim bu durama kayıtsız kalmamız söz konusu değil. Buradan açıklıyorum. TMO olarak kuru üzüm alımı karar teklifimizi bu sabah imzaladım ve onay gönderdim. Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz”

Vali Erol Ayyıldız, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Özuslu ve İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli’nin de konuştuğu törende sezonun ilk çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru inciri için sembolik açık artırma düzenlendi.

Manisa’nın Alaşehir ilçesi üreticilerinden Veli Şentürk’ün getirdiği çekirdeksiz kuru üzüm, kilogramı bin liradan Ege İhracatçı Birlikleri, Aydın’ın Nazilli ilçesi üreticilerinden Mutlu Yılmaz’ın getirdiği kuru incir de kilogramı bin 50 liradan İzmir Ticaret Borsası tarafından satın alındı.

BAKAN PAKDEMİRLİ’DEN BALIKÇILARA “VİRA BİSMİLLAH” TELEFONU

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, denizlerde av yasağının sona ermesiyle “vira bismillah” diyen balıkçı teknesini arayarak bereketli av sezonu diledi.

Bakan Pakdemirli, İzmir’in Karaburun açıklarında avlanan “Rıfat Reis” isimli teknenin kaptanı Atakan Canbaz’ı görüntülü aradı.

Canbaz’a iyi dileklerini ileten Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte İstanbul’da yeni sezona “vira bismillah” dediklerini dile getirdi.

Pakdemirli, “Bol ve bereketli bir av sezonu diliyorum. Rabbim ağlarınıza bereket versin.” ifadelerini kullandı.

Canbaz da Bakan Pakdemirli’ye teşekkür ederek, “Sayın Bakanım sesiniz bize moral oldu. İnşallah sizi burada da ağırlamak isteriz. Telefonunuz için çok teşekkür ederim.” diye konuştu. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SU ÜRÜNLERİ AV SEZONUNU AÇTI… ERDOĞAN’DAN BALIKÇILARA MÜJDE…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Balıkçılarımızın hasretle beklediği Su Ürünleri Kanunu’ndaki değişikliği teknik düzeyde tamamladık. Meclisimizin açılmasıyla beraber milletvekillerimiz gerekli yasa teklifini parlamentomuza sunacaklardır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Poyrazköy’de Su Ürünleri Av Sezonu Açılış Töreni’ndeki konuşmasına, “İnşallah bu geceden itibaren balıkçılarımız ‘Vira bismillah’ diyerek denizlere açılacak, önümüzdeki 7,5 ay boyunca rızklarını arayacak. Tüm balıkçı kardeşlerimize mevladan bereketli ve başarılı bir sezon diliyorum. Ağlarınızın hep dolu olmasını, dolu gelmesini temenni ediyorum.” diyerek başladı.

Üç tarafının denizlerle çevrili Türkiye’nin, iklim ve coğrafi olarak dünyanın en güzel konumlarından birine sahip olduğunu anlatan Erdoğan, “Deniz, doğal göl, baraj gölü ve gölet olmak üzere toplam 26 milyon hektar su yüzey alanımız var. Denizlerimizde 500, iç sularımızda 370 balık türü bulunuyor. Bu türlerden yaklaşık 100’ünün de ticari avcılığı yapılıyor. Su ürünleri sektörü 53 bin kişiye doğrudan, 250 bin kişiye dolaylı istihdam sağlıyor. Allah’a hamdolsun her sene 600-700 bin ton civarında su ürünü istihsal ediyoruz. 2018’de 314 bin tonu avcılıktan, 314 bin 600 tonu yetiştiricilikten olmak üzere toplam 628 bin 600 ton su ürünü ürettik. İnşallah mevlanın yardımı, sizlerin de çabalarıyla bu rakamın yeni sezonda daha da artacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, “Balıkçılarımızın hasretle beklediği Su Ürünleri Kanunu’ndaki değişikliği teknik düzeyde tamamladık. Meclisimizin açılmasıyla beraber milletvekillerimiz -az önce bakanımızı dinlediniz- gerekli yasa teklifini parlamentomuza sunacaklardır. Tarım ve Orman Bakanlığımız, soğuk hava depolarına, balık işleme ve muhafaza tesislerine yönelik hibeler veriyor. 12 metreden küçük boyda gemisi olan 10 bin kıyı balıkçımızı 2017’den itibaren destek kapsamına aldık ve 21 milyon lira ödeme yaptık.” dedi.

“SUYUMUZ, TOPRAĞIMIZ, HAVAMIZLA BERABER DENİZLERİMİZ DE KİRLENİYOR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, denizlerin, göllerin, ormanların ve yeryüzünde insanın istifadesine sunulmuş her şeyin emanet olduğunu belirterek, “Tabiatla münasebet, özellikle bu münasebeti geliştirdiğimiz sürece sadece bugünü değil, yarınları, sadece kendimizi değil, çocuklarımızı da düşünmeliyiz. Emaneti sahibine teslim edinceye kadar da onu en iyi şekilde korumak, kollamak, muhafaza etmek zorundayız.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Milyonlarca insanın rızık kapısı olan denizlerimiz, göllerimiz, okyanuslar maalesef çok ciddi tehdit altında. Her yıl on binlerce ton plastik atık denizlerimize boca ediliyor. Suyumuz, toprağımız, havamızla beraber denizlerimiz de kirleniyor. Balık adeta o naylonlardan beslenir hale geliyor. Kirlilik sadece insanlara değil, denizde yaşayan canlılara, balıklara da çok ciddi zararlar veriyor. Düşüncesizce denize atılan bir plastik şişenin çözülmesi 600 yılı, naylon kumaşınki 40 yılı, misinanın çözülmesi ise yaklaşık 600 yılı buluyor.

İşin çok daha vahimi bu atıkların deniz canlıları tarafından yenilmesidir. Son dönemde balık türlerinin azalmasının ana sebeplerinden biri işte artan bu kirliliktir. Bir diğer önemli sebep ise av yasağına ve kurallarına dikkat edilmemesidir. Kaçak ve bilinçsiz avcılık gelecek nesillerin hakkını gasbetmek demektir. Ben hiçbir zaman, hiçbir balıkçımızın böyle bir yanlışa düşmeyeceğine inanıyorum. Denizlerimizi korumak herkesten önce balıkçılarımızın görevidir. Öyle mi? Biz devlet olarak sene başında attığımız adımla ülkemizdeki plastik poşet kullanım oranını yüzde 300 oranında geriletmeyi başardık. Kaçak, kuralsız avlananlara yönelik yaptırımları da ağırlaştıracağız.”

Bereketli, bol kazançlı bir sezon dileyen Erdoğan, sözlerini, ” ‘Pruvanız neta, dümeniniz viya, rüzgarınız kolayına, bahtınız açık olsun’ diyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.” diyerek tamamladı. 

“DOĞAL KAYNAKLARIMIZ GELECEK KUŞAKLARA AKTARACAĞIMIZ BİR EMANETTİR”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli de yaptığı konuşmada, geçen yıl balıkçılık sezonunun özellikle palamut, lüfer ve istavrit bakımından bereketli geçtiğini vurgulayarak, bu avcılık sezonunun da bereketli geçmesini diledi.

Bakanlığın su ürünleriyle ilgili ana hedefinin deniz ve iç sulardaki su ürünleri stoklarını korumak, kullanma dengesini gözeterek, avcılığın sürdürülebilirliğini sağlamak olduğunu anlatan Pakdemirli, “Başta biz yöneticiler olmak üzere, bilim insanlarıyla, geçimini bu kaynaklardan temin eden sizler, hep birlikte biyolojik kaynakların çeşitliliğinden, devamından ve sürdürülebilir işletiminden sorumluyuz. Bunun için iş birliği ve güç birliği yapmak zorundayız. Unutmayalım ki doğal kaynaklarımız gelecek kuşaklara aktaracağımız bir emanettir.” diye konuştu.

“BALKÇILIK SEKTÖRÜNÜN GELİŞMESİ İÇİN HER TÜRLÜ OLUMLU FİKRE, İŞBİRLİĞİNE AÇIĞIZ”

Balıkçıların sorunlarını kendilerine görev bildiklerini dile getiren Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Dertleri ve sorunları birebir, yüz yüze görüşerek çözme gayreti içinde olduk. Son birkaç yıl içinde İstanbul’daki balıkçılığımızın yoğun olarak bulunduğu balıkçı barınağını ziyaret ederek, balıkçılarımızla hasbıhal ettik, dertlerine çözüm aradık. Hükümet ve bakanlık olarak bu sektöre yapılan yatırımın geleceğimize yatırım olduğunun bilincindeyiz, buna göre davranıyor, politikalarımızı bu hedefe göre belirliyor ve uyguluyoruz. Su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliğiyle ilgili getirilen düzenlemelerin, uygulanan politikaların, verilen desteklerin olumlu etkilerini görmekteyiz. Sizler gibi işini dürüst yapan balıkçılarımızın hakkını korumak için yasa dışı avcılıkla mücadele amacıyla deniz ve iç sulardaki av sahanlığında, işleme tesislerinde, toptan ve perakende satış yerlerinde, soğuk hava depolarında denetim ve kontrolleri yapmaktayız. Yasalaşma süreci devam eden Su Ürünleri Kanunu’ndaki değişiklik çalışması teknik düzeyde tamamlanmıştır. Bu sayede balıkçıların, başta ekosistemin hakkını koruduğumuz gibi kaçak ve kuralsız avlananlara, kurallar ağırlaştırılarak, kurallara uygun gerçek balıkçıların hakkının korunması sağlanacaktır. “

Balıkçılık sektörünün gelişmesi için her türlü olumlu fikre, teklife ve işbirliğine açık olduklarını, tarım şurasında da bu konuları masaya yatıracaklarını belirten Bakan Pakdemirli, halka bol miktarda balık yedirmeyi hedeflediklerini, balığın sağlık ve lezzet olduğunu sözlerine ekledi.

“EHLİNİN ELİNDEN TAVA MEZGİT SÜPER”

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların arasına katılarak, onlarla tek tek selamlaştı. Bazı vatandaşlarla fotoğraf çektiren Erdoğan’a konuşmasının ardından Bakan Pakdemirli, balıkçı belgesiyle tahtadan bir minyatür balıkçı teknesi hediye etti. 

Üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunan su ürünleri kontrol yeleği giyen Erdoğan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, en sevdiği balığın sorulması üzerine, “Hamsi. Balıkta doğrusu ben mezgiti çok severim ama tabii ehlinin elinden tava mezgit süper. Tavsiye ederim. Hamsi tava süper. Merhum anam çok iyi yapardı. Gerçekten iyi yapan olduğu zaman hamsi tava, hele hele bir de mısır unuyla olduğu zaman bambaşkadır.” dedi.

Bu yıl hangi balıkların bol olduğunu yetkililere soran Erdoğan, “Gökten ne yağar ki yer kabul etmez? Biz Allah’tan gelene ‘Eyvallah’ diyoruz. Orkinosu kendimiz yemiyoruz, ihraç ediyoruz. Bir de orkinosta konserve olayımız bayağı iyi. Japonya’ya ihracatımız var. Orkinosun da gerçekten konservesi süper. Yolculuklarda tavsiye ederim. Sanal yetiştiricilik olayı, turistik yerlerde sıkıntı üretiyor, turistik yerlerden uzak olursa güzel ama turistik yerlere yakın olduğu zaman orada bana gelen şikayetleri söylüyorum, kirlilik üretiyor. Çiftlik olayında böyle bir durum söz konusu. Ne kadar uzak olursak turizmi de o kadar koruma altına almış oluruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yarın Konya seyahati olduğu için gemiye çıkıp balıkçılara başarılar dileyeceğini, ancak denize açılmayacağını söyledi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üretilen yavru kalkan balıklarını denize bıraktı. 

Azizler II Teknesi’ne binen Erdoğan, balıkçılara başarılı bir sezon diledi.

Bu arada bazı teknelerin üzerindeki pankartlarda Erdoğan’ın fotoğrafıyla “Reis aramızda, balıklar ağımızda” yazısı yer aldı. 

MALAZGİRT ZAFERİ’NİN 948. YIL DÖNÜMÜ

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Tarihi Milli Park Alanı’nda gerçekleştirilen Malazgirt Zaferi’nin 948. Yıl Dönümü Kutlama Programına katıldı. Programa, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersin Tatar, MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile çok sayıda Bakan ve bürokrat da katıldı.

Malazgirt Zaferi’nin 948. Yıl Dönümü münasebetiyle gerçekleştirilen programda vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 948. yıl dönümü vesilesiyle Sultan Alpaslan’ı ve ordusundaki tüm kahramanları rahmetle yâd ettiğini belirterek, bin yıldır bu toprakların vatan olması için gözlerini kırpmadan canını veren gazilere, şehitlere de Allah’tan rahmet diledi.

EKONOMİYE DEV KATKI

Erdoğan, ekonomiden alt yapıya kadar her alanda Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yatırımları kesintisiz devam ettirdiklerini söyledi.

Artvin Yusufeli Barajı inşaatındaki incelemeleri hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allaha hamdolsun 2 milyar 200 milyon KiloWatt saat enerji üretecek bir barajı yapıyoruz. Önümüzdeki yıl bu zamanlarda su tutmaya başlayacak. Bir yıl sonra da inşallah sadece enerji değil içme ve kullanma suyunu da göreceğiz. Artvin bizim için adeta bir barajlar şehri. Eskiden bizimle dalga geçiyorlardı “Su akar, Türk bakar” diyorlardı şimdi ne diyoruz “Su akar, Türk yapar” evet nereden nereye diyerek gelinen noktaya işaret etti.

Yusufeli Barajı kendi alanında Dünyanın üçüncü en yüksek barajı, Türkiye’nin de en yüksek barajı olma özelliğiyle dikkat çekiyor.  550 megavatlık bir kurulu gücü olan baraj, yıllık 2 milyar 200 milyon KiloWatt saat enerji üretecek. Yusufeli Barajı devreye girdiği zaman senelik 300 milyon dolar doğal gazdan tasarruf edeceğiz.

“Sultan Alparslan’ın kapısını açtığı bu vatana layıkıyla hizmet etmek şerefini bizlere bahşeden milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum.” ifadesini kullanan Erdoğan, düşmanın üzerine imanından aldığı güçle yürüyen ecdadı selamladı.

Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Haydar Ali Yıldız tarafından tablo ve flama hediye takdim edildi. 

BAKAN PAKDEMİRLİ EDİRNE’DEKİ YANGIN BÖLGESİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Keşan’daki orman yangınına ilişkin, “Sevinerek söylemek isterim ki şu an da yangın çok kuvvetle kontrol altında, çok önemli bir gelişme olmazsa bu yangını inşallah sabah saatlerinde soğutmaya başlarız diye düşünüyorum.” dedi.

Pakdemirli, öğle saatlerinde çıkan Edirne Keşan Yeşilköy-Suluca köyleri arasındaki orman yangınına 700 rakımdaki müdahaleyi inceledi.

Bakan Pakdemirli, yaptığı açıklamada, gecenin ilerleyen saatlerine rağmen yangınla mücadelenin sürdüğünü söyledi.

Öğle saatlerinde çıkan orman yangınına 10 dakikada müdahale edildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Tabii gece saatleri olması sebebiyle de tüm kamuoyu da öğrendi geceleri hava araçlarıyla uçuş imkânı olmadığından dolayı geceleri bir miktar daha koordinasyonumuz azalmakla birlikte meteorolojik şartlarında gece rüzgârın biraz daha azalması, nemin artmasıyla bazı şartlarda daha olumluya döndü. Ekiplerimiz hala yangınla mücadele ediyor, yangının sadece güney kısmında buradan yaklaşık 2700-3000 metre arasında uzaklıkta bir kısmında hala yangın devam etmekte, buraya da 5 koldan iş makineleriyle müdahale edildi ve bu 5 koldan iş makineleriyle müdahale edilmesiyle yangın buraya hapsedilmiş oldu.”

SIK ORMAN ALANI İŞÇİLERİN ÇALIŞMASINI ZORLAŞTIRIYOR

Bitki örtüsünün sık olması nedeniyle müdahale ekibinin bazı alanlara güçlükle girdiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli, “Bu bölgenin bir özelliği daha var bir tarafı uçurum. Motorlu testerelerle yollar açılıyor ve işçilerimiz buralara inerek hortumlarla bu işi inşallah en hızlı bitirme yoluna girecekler.” dedi.

Bakan Pakdemirli yangına hava kararana dek 5 helikopter, 68 arazöz, 6 itfaiye, 15 iş makinesi, 320 personelle yangına müdahale edildiğini vurguladı.

YANGIN KONTROL ALTINDA

Orman yangının kontrol altına alındığının altını çizen Bakan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Sevinerek söylemek isterim ki şu an da yangın çok kuvvetle kontrol altında, çok önemli bir gelişme olmazsa bu yangını inşallah sabah saatlerinde soğutmaya başlarız diye düşünüyorum. İzmir’de bu yaşadığımız bu hafta içerisinde yaşadığımız yangın çok büyük bir yangındı ona göre göreceli çok daha ufak bir yangınla karşı karşıyayız. Arkadaşlarımız yangın soğutulduktan, söndürüldükten sonra gerekli çalışmayı yaparlar, gerekli açıklamayı yaparlar. Tekrar geçmiş olsun.”

UYARILARDA BULUNDU

Bakan Pakdemirli, yangınlar konusunda daha hassas olunması yönünde de şu uyarılarda bulundu:

“Yangınların çıkış sebebinin bir çoğunu bilememekle beraber çoğununda ihmal ve dikkatsizlikten çıktığını bazılarının kasıttan çıktığını biliyoruz. Mümkün mertebe vatandaşlarımızı bu konuda uyarıyoruz. Alo 177’imiz var, vatandaşlarımızı duyarlılığına teşekkür ediyorum, yangını ilk öğrenmemizde ve ilk müdahalemizde vatandaşın bizle olan iş birliği çok önemli bu konuda da iyi bir iş birliği içerisindeyiz.

Yangınlarla mücadelede iyi bir ülke olmamıza rağmen yangınlara olan duyarlılıkla ilgili aynı kelimeleri söyleyemeyeceğim, yangınlara daha duyarlı olmamız lazım. Bizde çıkmaz demeyeceğiz, piknik alanlarına dikkat edeceğiz, sigara atmayacağız ormanlara veya ormanda çöplerimizi bırakıyorsak bunların ileride yangına sebep olacağını bileceğiz. Bu konuda hassasiyet ve duyarlılığımızı artırmamız gerekiyor.”

TARIM VE ORMAN BAKANI PAKDEMİRLİ SLOVENYA’DA

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Slovenya 57. Uluslararası Tarım ve Gıda Fuarı ve Bakanlar Zirvesi’ne katılmak üzere Slovenya’ya gitti. Bakan Bekir Pakdemirli’yi, Maribor Havaalanında Slovenya Tarım, Orman ve Gıda Bakanı Aleksandra Pıvec, Lübliyana Büyükelçisi Esen Altuğ ve Slovenya Tarım, Orman ve Gıda Bakanlığı yetkilileri karşıladı.

Slovenya Tarım, Orman ve Gıda Bakanı Aleksandra Pıvec, Bakan Pakdemirli’ye kendi şehri Maribor’daki üzüm bağlarını gezdirdikten sonra heyetler arası görüşme yapıldı, ardından da tarım yürütme toplantısı tutanağı imzalandı.

“TARIM ALANINDA AVRUPA’NIN EN İYİ ÜLKESİYİZ”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Slovenya Tarım Orman ve Gıda Bakanı Aleksandra Pıvec ile gerçekleştirdiği basın toplantısında “Türkiye, tarım alanında Avrupa’nın en iyi ülkesi. Aslında GSYH’daki büyüme oranında en iyisiyiz. GSYH’deki tarımsal büyümede Avrupa’da birinci ve dünyada yedinciyiz” dedi.

Slovenya 57. Uluslararası Tarım ve Gıda Fuarı ve Bakanlar Zirvesi’ne katılmak üzere Slovenya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Slovenya Tarım Orman ve Gıda Bakanı Aleksandra Pıvec ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi. Türkiye’nin tarım politikaları hakkında bilgi veren Bakan Pakdemirli, “Slovenya’yla ikili ilişkilere çok önem veriyorum, umarım bunlar kalıcı olur” dedi. Bakan Pakdemirli, “Öyle görünüyor ki bu ilişkileri daha ileriye taşımak için ortak bir çaba gösteriyoruz. İki ülke arasındaki ticaret, özellikle de tarım ürünlerine dayalı ticaret hala çok zayıf. Şimdiye kadar 2 kere bir araya geldik ve konuştuk ve tarımsal ilişkileri daha ileriye taşıyacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli “Tarım ve ormancılık alanlarındaki her türlü işbirliği ve tecrübe paylaşımına hazırız. Kırsal kalkınma, aile çiftçiliği ve özellikle Genç Çiftçiler Projesi ile ilgili birçok konudan bahsettik ki bu dünyadaki tüm ülkelerin ele aldığı bir mücadele konusu. Bu nedenle, gelecek için gıda güvenliğimizi tesis etmek veya sürdürmek için bu zorluklarla başa çıkmak için tekrar buluşmalıyız” açıklamasını yaptı.

“AĞAÇLARIN ÜLKELERE DEĞİL DÜNYAYA AİT OLDUĞUNA İNANIYORUM”

Pakdemirli, “Sayın Bakanın da belirttiği gibi yangınlarla mücadelede dünyanın en iyileri arasındayız. Her yıl 2 bin 500’den fazla yangın söndürüyoruz. Dünyada kaydedilmiş en yüksek başarı oranı bizde. Fransa bizden sonra geliyor. Bu, Portekiz, Yunanistan ve diğer Akdeniz ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça büyük bir başarıdır. Bu tecrübeleri paylaşacağım çünkü 1 ağaç bile dünya için çok önemli. Ağaçların ülkelere değil dünyaya ait olduğuna inanıyorum.  Umarım gelecekte bu konuyla ilgili daha fazla işbirliği gerçekleştiririz. Ormanlık alanların idaresi ve genişletilmesi konularında Türkiye, Çin ve Hindistan’dan sonra dünya üçüncüsü. Bu da paylaşılacak çok fazla şey var demek oluyor.” dedi.

Bakan Pakdemirli, “Teknolojinin uygulaması ve dijitalleşme konuşacağım başlıklar arasında. Ayrıca bakanlar arası toplantıdaki hakkında konuşacağım ana konu başlığım. Her iki tarafta da pek çok iyi uygulama var. Bu nedenle, gelecekte bir planlama meselesini ve ölçek riskini azaltmak için tartışacağız. Slovenya’da çiftçilerin ölçeği ve ormanların ölçeği de küçük olduğundan, bu sorunları hafifletmek ve bu meselelerdeki riski azaltmak zorundayız. Ayrıca yerleşim hakkında da çok şey konuştuk. Ayrıca gelecekte sürdürülebilirlik ve gıda güvenliğini sağlamak adına meseleleri ele alış biçimlerimizi geliştirmeli ve sorunları hafifletmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli açıklamasını şu şekilde tamamladı:

“Türkiye, tarım alanında Avrupa’nın en iyi beş ülkesinden biri. Aslında GSYH’daki büyüme oranında en iyisiyiz. GSYH’deki tarımsal büyümede Avrupa’da birinci ve dünyada yedinciyiz. Eğer, toprak kaynaklarımızı göz önünde bulundurursanız 17’inci sırada yer alırız. Bu da tüm zorlukların büyüklüğüne, zorlukların planlanmasına, zorlukların uygulanması yanında iyi bir şeyler yaptığımız anlamına geliyor. Birçok şeyi doğru olarak yapıyoruz gibi görünüyor. Bu bilgileri Slovenya ile paylaşmaktan da memnuniyet duyarım. Aynı zamanda, ortak projeler de yürütüyoruz. Gelecekte bu ilişkileri daha da güçlendireceğiz. 19 Kasım’a kadar uygulanacak bir hareket planına karar verdik ve 19 Kasım’da bu konuları yeniden pekiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

SAYIN BAKANIMIZ ULUSLARARASI BAKANLAR ZİRVESİNDE TÜRKİYE’DEKİ YENİLİKLERİ ANLATTI

Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli, Uluslararası Bakanlar Zirvesinde Türkiye’deki yenilikleri anlattıTarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 15 ülkenin katıldığı “Tarım ve kırsal alanların ilerlemesi amacıyla bilgi üretimi ve transferinin güçlendirilmesi” konulu Uluslararası Bakanlar Konferansında Türkiye’de tarımsal alandaki ar-ge çalışmalarını ve yenilikleri anlattı.   
 Slovenya Tarım, Orman ve Gıda Bakanlığı organizesinde düzenlenen bakanlar zirvesine; Türkiye, Kosova, Litvanya, Karadag, Hollanda, Kuzey Makedonya, Polonya, Macaristan, Fransa, Çekya, Bulgaristan, Bosna Hersek, Avusturya katıldı.  Zirvede, Türkiye adına Tarım Reformu Genel Müdürlüğünden, tarım ve orman uzmanı Ömer Özel, “Türkiye’de tarım bilgi ve yenilik sistemi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

 Zirvede konuşma yapan Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin, çiftçilerin ve üreticilerin danışmanlık hizmetlerine, yeniliklere ve teknolojiye erişiminin sağlanması ve desteklenmesine çok önem verdiğinin altını çizdi. “Girişimci, Güvenilir, Güçlü, Gönüllü ve Genç” sloganı ile son yıllarda uygulamaya geçirilen “Genç Çiftçi” programına da değinen Bakan Pakdemirli, program kapsamında Türkiye’deki gençlerin tarım ve hayvancılığa yönelmelerinin sağlandığını, uzun zamandan beri ilk kez köyden şehre doğru olan göçün yönünün tersine döndürüldüğünü kaydetti.“Birçok kurum ile entegrasyon içerisinde çiftçilerimize çok daha iyi hizmet verecek altyapıyı sağlama yönünde birçok bilişim projelerini tamamladık” ifadelerini kullanan Pakdemirli, bu bağlamda, Tarımsal İzleme ve Bilgi Sistemi (TARBIL) olarak anılan projenin devam ettirildiğini ifade etti. Çiftçilerin birçok başvuru ve sorgulamayı yapabildiği çiftçi portalının hayata geçirildiğini anlatan Pakdemirli, kamudan – vatandaşa, özel sektöre ve kamuya yönelik hizmetlerin belirlenen takvime göre e-devlet üzerinden hizmete sunulduğunu ifade etti.Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan ve yerli olarak geliştirilen elektrikli traktör ile ilgili de konuşan Pakdemirli, “Dünyada ilk defa tamamen elektrikle çalışan elektrikli traktörü 1 ay önce ürettik” dedi.

Konuşmasında elektronik hayvan küpelerini yanında getirdiği küpeyi göstererek anlatan Bakan Pakdemirli, ”Tamamen yerli teknoloji ile ürettiğimiz bu küpeler hayvanın tüm günlük aktivitelerine ait veriye ulaşmamızı sağlamakta” diye konuştu. 
AB sistemlerini kurma yolundaki çalışmaların hızla ilerlediğinin altını çizen Pakdemirli, Entegre İdare ve Kontrol Sisteminin kurulmasına yönelik çalışmaların IPA fonlarından da yararlanmak suretiyle devam ettiğini, 2022 yılına kadar IACS’ın tam olarak işlevsel bir hale getirilmesinin planlandığını kaydetti.  Bilgi paylaşımının etkin olarak sağlanması amacıyla Bakanlık olarak “Tarım ve Orman Şurası”nı Ekim 2019’da gerçekleştirmeyi planladıklarının da altını çizen Pakdemirli, Tarım ve Orman Şurası ile bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminin geliştirilmesi; gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliğinin temini; kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyo-çeşitliliğin korunması ile bu kaynakların sürdürülebilir kullanımı; çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi; tarımsal ve hayvansal üretimin planlanması, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi; tarımsal piyasaların düzenlenmesi; orman ve mera yönetimi; tabiatın korunmasına ilişkin stratejiler oluşturulması hedeflendiğini kaydetti. Pakdemirli, bu şuranın Türkiye’nin tarımın gelecek 25 yılına yön vereceğini de belirtti.

‘LEADER’ İLE HER YÖREYE KALKINMA STRATEJİLERİ

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Kırsal Kalkınma kapsamında, IPARD II programının önemli bir ayağı olan “LEADER Yaklaşımı” Tanıtım Toplantısında konuştu.

“KIRSAL KALKINMA; TARIM, GIDA, HAYVANCILIK, SU VE ORMANIN GELECEĞİDİR”

Bakan Pakdemirli, “Biz; tarımın, gıdanın, hayvancılığın, suyun ve ormanın Bakanlığı olarak, kırsal kalkınmayı bu beş unsurun da geleceği olarak görüyor, tüm imkânlarımızla kırsalı ve yereli destekliyor, teşvik ediyoruz” ifadeleri ile kırsalda desteklerin her daim devam edeceğini belirtti. 2015 yılından bu yana uygulanan IPARD II Programı’nın başarıyla yürütüldüğünü söyledi.

LEADER İLE YEREL EYLEM GRUPLARI, YÖRELERİ İÇİN STRATEJİLER HAZIRLAYACAK

Pakdemirli, IPARD II Programı kapsamında destek sağlanacak yeni tedbirlerden birisi olan LEADER Yaklaşımını “Yerel Kalkınma Stratejilerinin Uygulanması” olarak tanımladı. “LEADER; ‘Kırsal Ekonominin Kalkındırılması için Faaliyetler Arasındaki Bağlantılar’ anlamına gelmektedir. LEADER Yaklaşımı; kırsal kalkınmayı hedeflerken, süreci o bölgenin paydaşlarıyla yönettiği için, etkili ve yenilikçi bir yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli, bu yeni uygulamada oluşturulacak grupların kendi yöreleri için kalkınma stratejileri oluşturacağını; “Bu yaklaşım ile kamu, özel sektör, sivil toplum işbirliği ile Yerel Eylem Grubu (YEG) derneklerinin oluşturulması, bu grupların kendi yöreleri için yerel kalkınma stratejilerini (YKS) hazırlaması ve uygulaması sağlanmaktadır. Yani, herkes kendi bölgesinin insanıyla, kendi yöresinin derdini tespit ediyor ve çözümü de işbirliği ile gerçekleştirebiliyor” sözleri ile ifade etti.

Proje kapsamında oluşturulan Yerel Eylem Grubunun kırsal kalkınma hedeflerine ulaşılmasında çok önemli rol oynadığını da belirtti Pakdemirli. “Yerel Eylem Grubu dernekleri; yerelde belediyeler, kaymakamlıklar ve ilgili diğer kamu kurumları ile birlikte, girişimciler, çiftçiler, kooperatifler, birlikler, sivil toplum kuruluşlarından oluşturulan bir kamu-özel ortaklığı modelidir” diyerek eylem gruplarını tanımladı.

“LEADER YAKLAŞIMI ŞİMDİLİK 12 İLDE UYGULANIYOR”

Pakdemirli, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu işbirliği ile yürütülen LEADER Yaklaşımının şu an için 12 ilde uygulandığını ancak zamanla bu illerin sayısının artırılacağını da duyurdu. “2010 yılında, Şanlıurfa’nın Birecik ve Çorum’un İskilip ilçelerinde pilot olarak başlatılan çalışmalara, 2015 yılından itibaren hız verilmiş ve LEADER Ankara, Amasya, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Kastamonu, Manisa, Ordu ve Samsun olmak üzere toplam 12 ilimizde yaygınlaştırılmıştır” dedi.

2023’E KADAR 22 MİLYON AVRO DESTEK VERİLECEK

Bugüne kadar, toplamda 55 Yerel Eylem Grubu kurulduğunu hatırlatan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, “LEADER Programı ile 2023 yılına kadar, Yerel Eylem Gruplarına, yaklaşık 22 milyon € destek verilmesi hedeflenmektedir. Böylece, kırsalın ihtiyaçlarını kırsaldakiler belirleyecek ve bu ihtiyaçları karşılayacak projeler desteklenmiş olacaktır” diyerek destek miktarını da açıkladı.  

Yerel Eylem Grubu Dernekleri, nüfus büyüklüğü ve kapsadığı alana göre, Program süresince, 320 bin ila 400 bin € arasında destek alabilecek. Bu kapsamda, en geç Eylül ayı başlarında da çağrıya çıkılarak, Yerel Eylem Gruplarının başvuruları alınacak ve değerlendirilecek.

“VATANDAŞIMIZI, GÜCÜMÜZÜN SON HADDİNE KADAR DESTEKLEYECEĞİZ”

Yerelin kaynaklarının, güçlü yanlarının, değerlerinin ve potansiyelinin gayet iyi bilindiğini de belirten Pakdemirli, kırsal kalkınma destekleri ile amacın bir nevi de yerelin de, gücünün farkına varması olduğunu belirtti. “Bizim milletimiz devletini sever, devletine güvenir. İnsanımız ister ki; devlet yoluna ışık tutsun, bir adım atsın, yol açsın. Biz de bu LEADER Yaklaşımı ile insanımızın paydaşlarıyla işbirliği yapmasına imkân sağlayacağız. Bu konuda; kırsalı, köylümüzü, çiftçimizi, emekçimizi 
gücümüzün son haddine kadar destekleyecek ve yönlendireceğiz” açıklamasında bulundu.

GENÇLERE ÇAĞRI; “DESTEK BİZDEN, İLGİ GÖSTERMEK SİZDEN”

LEADER Yaklaşımının sonuç odaklı olması; ne işe yaradığı belli olmayan bir raf projesi olmaması için çalışacaklarını da belirten Pakdemirli, özellikle de gençlere seslenerek, ‘projeye rağbet edilmesini bekliyoruz’ dedi. “Marifet iltifata tabii olduğundan, 
bu işe biz kırsaldan gerekli rağbeti ve ilgiyi de görmek istiyoruz. Ve bu ilgiyi de bilhassa gençlerden bekliyorum. Zira bizim; Ülkesine sevdalı gençliğin ilham kaynağı bilimi, teknolojiyi, üretimi ve tarımı yeniden sevdirmemiz lazım! Hep söylediğim bir şey var; Tarımın geleceği için bizim en çok, gençlerin ve kadınların ilgisine, bilgisine ve sevgisine ihtiyacımız var!

“BİZ BU UÇAKLARI EMNİYETLİ BULMUYORUZ”

Bakan  Pakdemirli, Türk Hava Kurumunun (THK) yangın söndürme uçaklarına ilişkin, “Bu uçaklar belge üzerinde ne olursa olsun, emniyetli olarak addedilmiyor. Hele ki bu saatten sonra devletin bir bakanı ‘Biz bu uçakları emniyetli bulmuyoruz.’ demiş, konu bitmiştir.” dedi. 

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bir otelde gerçekleştirilen LEADER Tedbirinin Lansman Toplantısı sonrası gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. 

İzmir’deki yangının söndürülmesinde görev alan bir pilotun kaldığı otelde hayatını kaybetmesini değerlendiren Pakdemirli, çalışanların can siperane şekilde hayatlarını riske atarak bu işi yaptığını söyledi. Pakdemirli, “Yangın pilotları yeri geliyor şartları zorluyor, kokpitte levyeyi tutmaktan elleri nasır oluyor. Orman personelimiz de kimi yangında yaralanıyor kimi duman altında kalıyor, rahatsızlanıyor, hastaneye kaldırılıyor. Bu son zamanlarda olmadı ama teşkilatımızda bölge müdürlüğü seviyesine kadar hayatını yangınlarda kaybedenler var. Pilotun ölüm nedeni kalp krizi diye belirtildi. Son günlerinde topluma çok faydalı bir iş yaptı. Bir ağaç daha az yansın diye streste kaldı. Böyle bir sonla hayatını noktalamış oldu. Bence çok şerefli bir son. Bir ilke uğruna savaşını verdi.” diye konuştu. 

Pakdemirli, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce THK uçaklarına “uçuşa elverişli” belgesi verildiğine yönelik iddialara ilişkin soru üzerine de şöyle konuştu: 

“Kim uçmak istiyorsa uçsun bunlarla. Benim THK’ye bir lira borcum yok. Biz kamu kurumuyuz, bu iş çocuk oyuncağı değil. Benim teşkilatım bunlarla uçmak istemiyor, nokta. Bu uçaklar belge üzerinde ne olursa olsun, emniyetli olarak addedilmiyor. Hele ki bu saatten sonra devletin bir bakanı ‘Biz bu uçakları emniyetli bulmuyoruz.’ demiş, konu bitmiştir.”

“UÇAKLAR NEREDE?”

THK’nin en büyük filonun kendilerinde olduğu iddiasına da açıklık getirmesini talep eden Pakdemirli, “Hani neredeymiş 20 tane uçak? 6 tane apronda uçak görünüyor, 3 tanesinin motorlarının içine kuşlar yuva yapmış. Motor yok, motor! Hani Vizontele’de vardı ya açıyorlar kaputu ‘Motor yok.’ diyor. Böyle trajikomik tiyatroyla karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.

Pakdemirli, bu olayın geri planında hükümete yönelik siyasi bir saldırı bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bunu da herhalde gerekli kurumlar gerekli şekilde dikkate alacaktır. Sivil Havacılık’ın belgelerine gelince, 4 tane ‘uçuşa elverişli’ sertifikası görünüyor ama 2 tanesinin de sadece bunların kamu kurumu benzeri görünümü olduğu için idareten verildiği anlaşılıyor. Bir de kediye ciğer emanet etmek. THK, kendi bakımını yapan bir kuruluştur. Şu anda içinde bulunduğu mali problemlerden dolayı THK’nin uçuşa elverişlilik sertifikalarının hiçbirine ben tamı tamına 30 yıllık pilot olarak güvenmiyorum. 2 tane uçabilir uçak var, diyelim 3 olsun. Nasıl Avrupa’nın en büyük filosu olur?” 

Bakanlığında 24 olan helikopter sayısını 30’a çıkardığını anımsatan Pakdemirli, yangın söndürmeye yönelik meselenin teknik bir konu olduğunu ancak sosyal medya ve siyasetçiler üzerinden konuşulduğunu dile getirdi. Pakdemirli, bu teknik konunun iki kurumu karşı karşıya getirmemesi gerektiğini belirterek, “Bu hurda uçaklara bu zamana kadar biz 85 milyon avro vermişiz, bu sene 4 milyon avro vermedik diye mi oluyor? Yani bir adamı sırtında 40 yıl taşı, sonra indir, böyle mi olacak?” dedi.

“THK SİYASETİN OYUNCAĞI OLMUŞ”

Pakdemirli, THK uçaklarının kiralama fiyatının 3,5 kat, 1 ton su atma maliyetinin de 7 misli daha pahalı olduğunu ifade ederek, “Ağacın, ormanın pahalısı olmaz, ne gerekiyorsa yapılır ama bugünkü şartlar içinde işimize yaramayan bir filo var. Bunda ısrar etmenin THK açısından iki tane anlamı var, biri maalesef içinde bulunduğu finansal koşullar. Bu finansal koşullardan hükümetimiz sorumlu değil. Bu finansal koşulların sebebi, geçmişteki başkanların yaptığı hatalı uygulamalar. Bu filoyu almak zorunda değiliz, işimize yaramıyor. Orman teşkilatımız uçmak istemiyor. Ayrıca, Türk Hava Kurumu siyasetin oyuncağı olmuştur. Ana muhalefet partisiyle birlikte hareket ediyor.” şeklinde konuştu.

“KARŞI ATEŞ”

Yangın söndürme personelinin “karşı ateş” metoduyla yangına müdahale etmesine de açıklık getiren Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Herkes, özellikle birtakım muhalif medya yazmadan kâtip, okumadan âlim. Bırakın işimizi yapalım. Orada arkadaşımız işini yapıyor. Bu teknik bir konu. Yangına yangınla müdahale etme tamamen teknik bir iştir. Bu orman personelimiz belki bunu insanlar içinde yapmamalıydı. Bunu bilmeyenler oluyor. Vatandaşlarımızın duyarlılığını seviyorum ama devlet bir şey yapıyorsa biraz da güveneceksiniz.” 

Pakdemirli, orman yangınlarına ilişkin soruşturmaların sorulması üzerine İzmir’deki son yangının bir piknikçi yangını olabileceğini ve yangınların yarısının sebebinin bulunamadığını söyledi. 

Yanan ormanların yerine yapılacak ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin 11 Kasım saat 11.00’de bir dünya rekoru denemesi planladıklarını ve bunu öncelikle Ege’de başlatmak istediklerini belirten Pakdemirli, 2 saat içinde rekor sayıda ağaç dikerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek istediklerini bildirdi.